Sudaki İz - Hikaye, Duygusal Hikayeler, Mehmet Coşkundeniz, Can Dündar, Sevgiliye Mektuplar, Duygusal Yazılar, Duygulu mektuplar, mektup, Aşk Hikayeleri, Korku Hikayeleri, Türkü Hikayeleri, Can Yücel, Aşk Şarkıalrı

ARAMA

KATEGORİLER

 >> Albüm Tanıtımları
 >> Anneler günü
 >> Aşk Hikayeleri
 >> Biyografiler
 >> Dini Hikayeler
 >> Dostluk Hikayeleri
 >> Duygusal Hikayeler
 >> Edebi Hikayeler
 >> Efsaneler
 >> Kategorisiz Hikayeler
 >> Komik Hikayeler
 >> Korku Hikayeleri
 >> Masal
 >> Sevgiliye Mektuplar
 >> Trajik Hikayeler
 >> TrajiKomik Hikayeler
 >> Türkü Hikayeleri
 >> Yaşam Hikayeleri
 >> İngilizce Makaleler
 >> Şarkı Sözleri
 >> Şiirler

KULLANICI GİRİŞİ

  Kullanıcı :
  Şifre :
 
Yeni Üye Kayıt Şifremi Unuttum

Rastgele Hikayeler

 Aradığınız Kişiye Ulaşılamı ...

 Sen / Ben / Biz / Hayat

 Ne Kaldı Ölüme

 Üzer beni

 Afrikadaki Aç Çocuklar

 Hande Yener

 Tesettürlü Aşkı

 Üç Yanlış - çağla dağ

 Aşkın Bedduası

 Beklerken

Aramıza Yeni Katılan Üyeler

  BİLAL80

  nerissa

  dammat58

  rebel80

  esinti

En Çok Puan Verilen Hikayeler

 Bülbül İle Bağcı

 SanaL Ask

 her gece ansızın - Bayrampa ...

 Bedelini Yüreğimle Ödediğim ...

 TüyLer Ürperten Ask Hikayes ...

İSTATİSTİKLER

  Kayıtlı Kategori : 21
  Kayıtlı Makale : 4083
  Bek. Profil Yorumu : 4
  Bek. Makale Yorumu : 30
  Toplam Üye : 263
   Sudaki İz
  Hikaye Adı :   Sudaki İz
  Kategori Adı :   Edebi Hikayeler
  Hikayeyi Ekleyen :   cabotinee
  Eklenme Tarihi :   03.04.2008
  Okunma Sayısı :   168
  Ortalama Puan

:

Puan Ver? :
  Hikaye İçeriği

Killi bir toprak tabakası gibiydi içi; bedenini parçalayan öfke dalgaları bu tabakanın altına sızamıyor, üstünde birikip gittikçe büyüyerek şiddetleniyordu. Üstünde öfkenin biriktiği bu tabakanın altı ise bir köy gibi durgundu. Öfke, bu altta kalan bölgeye ulaşamıyordu. Orada küçük ve mutlu umutlar, temiz bir ev, saygılı bir eş ve okumuş bir köylünün dingin gülümseyişi vardı. Köylünün hareketsiz düşleri altta, kentlinin fırtınalı öfkesi üstte kalmış, Necip'in içini eski Mısır mezarları gibi katlara ayırmıştı.



Bir yıl olmuştu üniversiteye başlayalı, koca bir yıl geçirmişti kentte. Bir yıl boyunca okula gitmiş, sokaklarda dolaşmış, vitrinlere bakmış, sinemaların önünden geçmiş, otobüslere binmiş, denizi seyretmiş, geceleyin kentin ışıklarından ürkmüş, kadınların güzel koktuğunu öğrenmiş, öğrenci kahvelerinde oturmuş ve bütün bu yerlerde bir insan gibi değil de toz rengi pis bir bulamaç gibi dolaşmıştı. Bir tek kadın bile ona gülümsememiş, bir tek kızla el sıkışmamış, hiç kimse hiçbir konuda düşüncesini sormamış, parasız kaldığında kimse ona yemek vermemiş, onun da o kentte yaşadığını kimse fark etmemişti. Başka insanlar için Necip'in kentte olup olmaması, yaşayıp yaşamaması, üzülüp üzülmemesi hiçbir önem taşımıyordu. Küçücük, minnacık bir ayrıntı bile değildi kentte. Yoktu. Var olamamanın acısı, çaresizliği, damla damla öfkeye dönüşmüştü. İlk başlarda bir tek gülümsemenin yok edebileceği kadar güçsüz, köksüz ve yapay olan bu öfke, o tek gülümsemenin olmaması yüzünden gittikçe büyüyüp güçlenmişti.



Yalnızca bir tek kişi fark etmişti onu. Bir sabah dersanenin açılmasını kalabalıktan uzakta, pencerenin kenarında tekbaşına beklerken, bir öğrenci gelmişti yanına.



- Ne o? demişti, seni hep böyle yalnız görüyorum, kimseyle arkadaşlık etmiyorsun.



- Arkadaşım yok.



Çocuk Necip'e bir sigara vermişti.


- Kimseyle konuşmazsan tabii arkadaşın olmaz. Herkes, arkadaşın burada, birsiyle konuştun da sana arkasını mı döndü? Niye uzak duruyorsun herkesten?



- Bilmem.



Çocuk, Necip'in omzunu tutup gülümsemişti.


- Ben de senin gibiydim ilk geldiğimde. Böyle oluyor insan kente ilk geldiğinde. Sen akşamüstü dersten sonra beni bekle. Benim adım Fikret.



Akşamüstü birlikte çıkmışlardı üniversiteden. Mayıs sonunun ılıklığı vardı kaldırımlarda. Birlikte bir kır kahvesine gitmişlerdi. Bodur meyve ağaçlarının altına serpiştirilmiş kırık dökük tahta masalardan birine oturmuşlardı. Köylerinden, kent yaşamının tatsızlığından, ailelerinin fakirliğinden, parasızlıktan söz etmişlerdi. Fikret, köyleri, köylüleri,kimsenin tekbaşına yalnızlıktan ve çaresizlikten kurtulamayacağını anlatmıştı.Anlattıklarının hepsi de Necip'in aklına yatmıştı. Birden her şeyi başka türlü görmeye, kendisinin güçlü bir insan olduğuna inanmaya başlamış, hemen önünde duran yepyeni bir dünyayı keşfetmenin coşkusuyla sevinmişti. Fikret, bu yeni dünyada Necip'e de yer olduğunu, ona da önemli görevler düştüğünü söylemişti. Ertesi gün okulda buluşmak üzere neşeyle ayrılmışlardı.



Ertesi gün gelmemişti Fiktret, onun yerine ölüm haberi gelmişti. Fikret'i vurdular, demişlerdi. Necip, yalnızca bir tek akşamüstünü birlikte geçirdiği bu en iyi arkadaşının ölüm haberini duyduktan sonra bahçeye çıkmış, bir taşın üstüne oturup tekbaşına bir sigara içmişti. Bir titreme gelmişti üstüne; sigarayı tutan elleri, bacakları,gövdesi her yanı titremeye başlmaıştı. Fikret'in ölümüne hem üzülmüş, hem de dehşete kapılmıştı.



Sınavları bile beklemeden o akşam ilk otobüsle köye dönmüş, bir hafta boyunca sokağa bile çıkmamıştı. Hep Fikret'in anlattıklarını ve onun vurulduğunu düşünüyordu. Kendisini yalnızlıktan,fakirlikten, sıkıntılardan kurtaracak olan kurtarıcıyı son anda yitirmiş gibiydi. Necip, ne yapması gerektiğini bir türlü bilemiyordu. Deli gibi bir öfkeyle büyük bir korku, içinde çarpışıp duruyordu. Necip ikisinden birini seçmek zorunda olduğunu biliyor, kendini karar vermek zorunda hissediyordu.



Öfkeyle ve korkuyla kıvranan Necip birden kalktı. Burada tekbaşına kalmaya daha fazla dayanamayacağını anlamıştı. Gömleğini alıp köye doğru yürüdü. Kente dönüp Fikret'in arkadaşlarını bulmaya karar vermişti. Korkuyordu, ama yapacak bir şey de yoktu artık.



Sudaki İz (Kitaptan alıntıdır.)



Ahmet ALTAN



   İlgili Diğer Hikayeler
Hikaye Başlığı Ekleyen Üyemiz Puanlama
   ŞEY GİBİ cabotinee 10 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 10
   Dostluk.... Şair_ 10 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 10
   Ben Sana Mecburum cabotinee 10 UZERINDEN 9.510 UZERINDEN 9.510 UZERINDEN 9.510 UZERINDEN 9.510 UZERINDEN 9.510 UZERINDEN 9.510 UZERINDEN 9.510 UZERINDEN 9.510 UZERINDEN 9.510 UZERINDEN 9.5
   Ateşli Satıcı 10 UZERINDEN 8.510 UZERINDEN 8.510 UZERINDEN 8.510 UZERINDEN 8.510 UZERINDEN 8.510 UZERINDEN 8.510 UZERINDEN 8.510 UZERINDEN 8.510 UZERINDEN 8.510 UZERINDEN 8.5
   DİNLE 10 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 10
   bu kez anladım emre aydın hayalci_prensees 10 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 10
   Bir Delinin Sevgilisine Mektubu 10 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 10
   Hırsla çekip gittin BİZDEN dennishan 10 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 10
   Korku 10 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 10
   Kurdun Ağzından Kırmızı Başlıklı Kız Masalı 10 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 10
   Sudaki İz Hikayesine Yapılan Yorumlar

Bu Makaleye Henüz Yorum Yapılmamış Veya Makale Sahibi Tarafından Yorum Onayı Bekleniyor.

   Sudaki İz Makalesine Sizde Yorum Yapmak İstermisiniz?

Sadece Sitemize Üye Olanlar Yorum Yapabilir.

Üye Ol  |  Şifre Talep