Yalan Söylemeyen Çocuk - Hikaye, Duygusal Hikayeler, Mehmet Coşkundeniz, Can Dündar, Sevgiliye Mektuplar, Duygusal Yazılar, Duygulu mektuplar, mektup, Aşk Hikayeleri, Korku Hikayeleri, Türkü Hikayeleri, Can Yücel, Aşk Şarkıalrı

ARAMA

KATEGORİLER

 >> Albüm Tanıtımları
 >> Anneler günü
 >> Aşk Hikayeleri
 >> Biyografiler
 >> Dini Hikayeler
 >> Dostluk Hikayeleri
 >> Duygusal Hikayeler
 >> Edebi Hikayeler
 >> Efsaneler
 >> Kategorisiz Hikayeler
 >> Komik Hikayeler
 >> Korku Hikayeleri
 >> Masal
 >> Sevgiliye Mektuplar
 >> Trajik Hikayeler
 >> TrajiKomik Hikayeler
 >> Türkü Hikayeleri
 >> Yaşam Hikayeleri
 >> İngilizce Makaleler
 >> Şarkı Sözleri
 >> Şiirler

KULLANICI GİRİŞİ

  Kullanıcı :
  Şifre :
 
Yeni Üye Kayıt Şifremi Unuttum

Rastgele Hikayeler

 Molla Ahmed’in Türküs ...

 Türkçe Ezanda Türkçeye çevi ...

 Gidiyorum..

 tekne trip

 O KADAR HIZLI GİTTİK Kİ, RU ...

 Anne - Bülent Deveci

 Şimdi GİT

 Sevgili Kayıplarım...

 BANA GÖZYAŞI BORCUN VAR !

 Sensiz Yarım

Aramıza Yeni Katılan Üyeler

  sondonjuan

  ilayda

  salvo

  karamel

  __inci__

En Çok Puan Verilen Hikayeler

 Bülbül İle Bağcı

 SanaL Ask

 her gece ansızın - Bayrampa ...

 Bedelini Yüreğimle Ödediğim ...

 TüyLer Ürperten Ask Hikayes ...

İSTATİSTİKLER

  Kayıtlı Kategori : 21
  Kayıtlı Makale : 4146
  Bek. Profil Yorumu : 4
  Bek. Makale Yorumu : 35
  Toplam Üye : 294
   Yalan Söylemeyen Çocuk
  Hikaye Adı :   Yalan Söylemeyen Çocuk
  Kategori Adı :   Dini Hikayeler
  Hikayeyi Ekleyen :  
  Eklenme Tarihi :   13.07.2008
  Okunma Sayısı :   307
  Ortalama Puan

:

Puan Ver? :
  Hikaye İçeriği

Seyyid Abdülkadir Geylâni hazretleri küçük yaşta iken, bir arefe günü çift sürmek için tarlaya gitti. Bir öküzün kuyruğuna tutunup ardından giderek oynuyordu. O anda bir ses işitti:
”Ey Abdülkâdir! sen bunun için yaratılmadın ve bunlarla emir olunmadın”!
Bu ses, Abdülkâdir Geylâni hazretlerini korkuttu. Eve gelince dama çıktı. Hacıları gördü. Arafat’ta vakfeye durmuşlardı.
-Anneciğim! bana izin ver de Bağdat’a gidip, ilim öğreneyim. Sâlihleri, evliyâyı ziyaret edeyim.
Annesi de dedi ki:
-Ey benim gözümün nûru ve gönlümün tâcı evladım, Abdülkâdir’im! senin ayrılığına dayanamam. Sensiz ben ne yaparım? Bu bakımdan müsâade edemiyorum.
Abdülkâdir-i Geylâni Hazretleri, tarlada olan bitenleri anlattı. Annesi ağladı. Kalkıp babasından miras kalan 80 altını alıp, kırkını kardeşine ayırdı. Kırkını da bir keseye koydu ve keseyi elbisesinin koltuğuna dikti. Sonra oğlunun gözlerinin içine bakarak dedi ki:
-Ey benim gözümün nuru ve gönlümün tacı evlâdım, Abdülkâdir’im! Hak teâlânın rızâsı için olmasaydı katiyyen bırakmazdım. Huzur ve esenlik içinde sefere çık! Yolun açık olsun! seninle belki ebedi olarak ayrılıyoruz. Sana son olarak nasihatım şudur ki:”Eğer beni memnun etmek istiyorsan, hiçbir zaman yalan söyleme , doğruluktan asla ayrılma! Allahü teâlâ her zaman ve her yerde doğrularla beraberdir”.
Abdülkâdir-i Geylâni hazretleri annesine söz verdi ve ağlayarak elini öptü. Bağdat’a gitmek üzere bulunan bir kervana rastgeldi ve aralarına katıldı. Hemedan’ı geçmişlerdi. Bir müddet yol aldılar. Arz-ı Tetrenk denilen mahale geldiklerinde kervanda bir bağırıp, çağırma koptu. Önlerine aniden bir sürü eşkıya çıkıp kervana saldırdılar. Bir anda sandıklar yere yıkıldı. Eşyalar yağma edilmeye başlandı. Eşkıyalar, kervandakilere birer birer sual edip, üzerlerinde her ne buldularsa aldılar. Sıra Seyyid Abdülkâdir-i Geylâni hazretlerine geldi. Eşkıyalardan biri latife olsun diye bunu önüne çekip sordu:
-Fakir çocuk, söyle bakalım senin neyin var?
-Üzerimde yanlız 40 altınım var.
Eşkıya inanmamıştı. Bırakıp gitti. İkinci bir harâmi sual edip, o da aynı cevabı alınca vaziyeti reislerine bildirdiler.
”Bu çocuk 40 altınım var” diyor dediler.
Bu defa da reisleri sordu:
-Senin üzerinde ne var?
-Hırkamda dikili 40 altınım var.
Reisleri adamlarına dönerek dedi ki:
-Açın bakın, bakalım! Adamları üstünü aradılar, içinde 40 altın bulunan keseyi bulup reislerine verdiler.
Eşkıya reisi hayretle sordu:
-Peki evlât, sen neden üzerinde altın olduğunu söyledin? Abdülkâdir-i Geylâni hazretleri dedi ki::
-Ben evden ayrılırken anneme asla yalan söylemiyeceğime söz vermiştim. 40 altın için sözümü bozar mıyım?
Bu sözleri duyup hakikate şahit olan eşkıya başının gözleri yaşardı. Abdülkâdir-i Geylâni hazretlerinin hakikat dolu gözlerine bakıp onunla kendi yaşını ölçtü. Kendisinin bu yaşa kadar nice hiyanet ve zulümler işlediğini, birgün Hakka yönelmediğini acı acı düşündü ve o güne kadar yaptıklarından pişman olup, ellerini başına vurarak şöyle haykırdı:
-Eyvah! biz de Allahü teâlâ söz vermiştik.::Bunca zamandır şeytana uyup ahdimizi bozduk. Fenalık yaptık. Yarın Hak huzurunda acaba bizim halimiz ne olacak? Sonra arkadaşlarına dönerek dedi ki:
-Ey arkadaşlarım! Bana bakınız, beni dinleyiniz! Ben, bunca senedir Hak teâlâ karşı olan ahdimi bozdum. O’na isyan ettim. İçimden gelen bir pişmanlıkla bütün günahlarıma tövbe ile Rabbimin yoluna iltica ediyorum. Bundan böyle inşaallah, Hak teâlânın râzı ve hoşnut olmadığı bir şeyi yapmıyacağım. Reislerine pek ziyade bağlı olan eşkıyalar hep bir ağızdan dediler ki:
-Efendimiz, reisimiz! Biz de sizden ayrılmayız. Eşkıyalıkta reisimizdin, hidâyette de reisimiz ol!
Bunun üzerine kervan ehlinden ne alınmışsa sahiplerine iâde edildi. Bir sürü eşkıya Seyyid Abdülkâdir-i Geylâni hazretlerinin önünde tövbe etti. Kendisi tekrar yoluna devam ederek Bağdat’a vardı.
   İlgili Diğer Hikayeler
Hikaye Başlığı Ekleyen Üyemiz Puanlama
   İşte gidiyorsun 10 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 10
   Kime Fazlasın Kime Eksik dennishan 10 UZERINDEN 810 UZERINDEN 810 UZERINDEN 810 UZERINDEN 810 UZERINDEN 810 UZERINDEN 810 UZERINDEN 810 UZERINDEN 810 UZERINDEN 810 UZERINDEN 8
   Kabus 10 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 10
   Keşkelerim... 10 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 10
   Sus... Ağlama deme bana Şair_ 10 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 10
   Aşık Olduğum ROJDA 10 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 10
   Çocuktuk 10 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 10
   Kaç Maske? Kaç Kişilik? 10 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 10
   Bebeğine İşkence Yapan Annenin Güzin Ablaya Yazdığı Mektup... dennishan 10 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 10
   En büyük çürük bina dennishan 10 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 10
   Yalan Söylemeyen Çocuk Hikayesine Yapılan Yorumlar

Bu Makaleye Henüz Yorum Yapılmamış Veya Makale Sahibi Tarafından Yorum Onayı Bekleniyor.

   Yalan Söylemeyen Çocuk Makalesine Sizde Yorum Yapmak İstermisiniz?

Sadece Sitemize Üye Olanlar Yorum Yapabilir.

Üye Ol  |  Şifre Talep