Unutulmuş zamanların herhangi birinde boş verilmiş aşklara ağlarken bulmuştum kendimi…
Boşluklar sarıyordu etrafı…
Elimde kağıt kalem ağlıyordu işte..
Vazgeçilmiş, tutulmamış sözler takılıyordu satır aralarıma… Şahitler kördü, sağırdı…yalandı…
Yaşanmaya layık görülmemiş sevdalar, kimin umrundaydı...
Çınlıyordu kulağımda en sessiz çığlıklar…
Duvar diplerinden yükseliyordu terkedilmişliğin, boşverilmişliğin ağır kokusu…
Sallanan bir köprüde eli bırakılmış bir çocuk gibi ürkek ve acizdi karşıya geçmeye soyunan sevdalar…
Yarı yolda bırakılmanın çaresizliğinde boğulurken alttaki suyun derinliğinin ne önemi vardı ki…
İç geçirmişti zaman… derin derin…
Unutulmuş zamanların herhangi birinde boş verilmiş,terkedilmiş, görmezden gelinmiş aşklara, sevdalara… hayata ağlarken kaybetmiştim kendimi! |
|